en kötü demek, en iyi demek.
bu blog okumak istemediğiniz şeylerle dolu olacak.
bir şeyler okuyacaksınız ve karamsarlığa kapılacaksınız. ümitsizliğe ve boşluğa. halinizden memnunsanız hiç durmayın, sayfayı kapayın. burası mutluluk dolu bir yer değil. burada büyük gülümsemeler yok. tüm bunları okumak görünürde hiçbir şeyi değiştirmeyecek. karşınızda aynı sikik insanlar, aynı gereksiz eşyalar, aynı boktan sorumluluklar.
haddinden fazla gelişmiş medeniyet ve mahvolmuş, bomboş hayatlar.
değişen şey: beğenme eşiğiniz, gülümseme eşiğiniz. veya mutluluk eşiğiniz.
oturduğunuz yerden kalktığınızda nezaketen gülümsemeyeceksiniz. oradan kalktığınızda daha da fazla küfür edeceksiniz. hoşgörü mü, asla. ve öfke. her an gerçekte zayıflık anınız.
gerçeğin kendisi, okuyacaklarınız gerçekten olmuş değil.
fakat okuyacaklarınız, gerçekten daha kötü değil.
gerçekten gelen bir seda, bir parça akis. bazen onun ta kendisi.
..
kadınlar içinizde birer başyapıt yaratma isteği uyandırırlar. onlar en ölü bedenlerde bile sevgi uyandırır ve o sevgiyi kendisine vermenizi beklerler. ne var ki o sevgiyi almayı başardıkları vakit işin heyecanı kaçar, her şey son bulur. bu yüzden zayıf erkekler asla başyapıt yaratamamışlardır. sanat eskiden beri güçlülerin, soyluların ve zenginlerin işi olmuştur. zayıf erkeklere kalan iğrençliği, ahlaksızlığı ve estetik olmayanı yaşamaktır. bu yüzden günümüzde ahlak: ahlaksızlık. estetik olan iste şekilsizlik. gerçek anlamda güçlü olmak güçsüzlük ve bir şeylere sahip olabilmenin geçtiği yol: her şeyini kaybetmek. artık kimsenin başyapıt yaratmak istediği yok. salt sanat tarihe gömüldü. bu sıradan insanların devrimi. sanat hiç bu kadar ele ayağa düşmemişti. bizler düşülecek son noktaydık.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder